Dudak damak yarığı ameliyatı geçiren çocukların bazıları, konuşma becerilerinde beklenen gelişimi gösteremeyebiliyor. Dkt. Aybike Öksüz, dil ve konuşma terapisti olarak bu durumu sıkça gözlemliyor. Aileler genellikle, “Ameliyat başarılı oldu fakat çocuğum hâlâ bazı sesleri yanlış çıkarıyor.” şeklinde endişelerini dile getiriyorlar. Pek çok ebeveyn, ameliyat sonrası konuşmanın kendiliğinden düzene gireceğini düşünüyor; fakat bu süreç, yalnızca fizyolojik değişikliklerle tamamlanmaz.
Ameliyatın temel amacı, konuşma için gerekli olan yapıları onarmaktır. Ancak bunun yanı sıra çocukların öğrenme süreci de devam eder. Ameliyattan sonra çocuklar damak yapısına kavuşur ve ağız içindeki basıncı oluşturacak koşullara sahip olurlar. Velofaringeal mekanizma da işlevsellik kazanır; ama bu, çocuğun sesleri doğru bir şekilde nasıl üreteceğini öğrenmesini sağlamaz.
Bir piyano örneği üzerinden düşünelim: Kırık tuşları olan bir piyano ile müzik yapmak oldukça zordur. Tamir edilmiş bir piyano çalışabilir hale gelir; ancak kişi yine de piyano çalmayı öğrenmek zorundadır. Benzer şekilde, konuşma da bir motor beceri olarak öğrenilmesi gereken bir yetenektir.
Dudak damak yarığı olan çocuklar erken yaşlarda belli sesleri çıkarmakta zorluk çekebilir ve bu sebeple kendilerine özgü alışkanlıklar geliştirebilirler. Örneğin, “K” sesi yerine başka bir ses çıkarabilir veya “P” sesi için hava kaçırarak konuşabilirler. Bu tür yanlış telaffuzlar zamanla alışkanlık haline gelir ve tedavi edilmezse kalıcı olabilir.
Ailelerin sıklıkla yaptığı hatalardan biri ise ameliyat sonrası durumu hafife almaktır. Bazı ebeveynler, “Zamanla düzelecek” veya “Biraz daha büyüsün” gibi düşüncelerle beklemeyi tercih ediyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki yanlış öğrenilmiş ses kalıpları zaman içinde pekişebilir ve çocuk okul çağına geldiğinde sağlam alışkanlıklar geliştirmiş olabilir.
Burundan gelen ses problemi her zaman terapi ile düzelmez çünkü bazen sorun yapısaldır. Yumuşak damağın boğaz arka duvarına yeterince yaklaşamaması durumunda hava buruna kaçar. Dil ve konuşma terapistleri bu tür durumlarda problemin kaynağını anlamaya çalışır; sorun yapısal mı yoksa öğrenilmiş bir alışkanlık mı? Bu ayrım tedavi planlaması açısından son derece kritiktir.
Dil ve konuşma terapisi gerektiren durumlarda mutlaka uzman desteği alınmalıdır: Eğer çocukta burundan gelen ses varsa veya bazı sesleri çıkaramıyorsa ya da yabancı kişiler çocuğun konuşmasını anlamakta zorluk çekiyorsa mutlaka profesyonel yardım gerekir.
Aileler evde de destek olabilmek için iletişim kurma isteğini teşvik etmelidirler. Çocuklarının kendilerini ifade etmesine fırsat tanımak ve onların iletişim becerilerini geliştirmek oldukça önemlidir.