Son günlerde medyada yer alan hantavirüsle ilgili olarak Prof. Dr. Oytun Erbaş önemli açıklamalarda bulundu. Hantavirüsün genellikle kemirgenlerden, özellikle farelerden bulaştığını belirten Erbaş, “Hantavirüs normalde insandan insana geçmez. Ancak Andes varyantının insandan insana bulaşma özelliği var,” dedi.
Prof. Dr. Erbaş, hantavirüsün bulaşma yollarını ve varyantlarını detaylandırdı. “Hantavirüs genellikle fare, hamster ve sincap gibi kemirgenlerin tükürük ve dışkılarında bulunur. Amerika’da geçmişte yaşanan bulaşma vakaları, insanların fare dışkısını temizlerken havadan virüsü solumalarıyla gerçekleşiyordu. Bu nedenle, kilerlerdeki fare dışkısının temizlenirken dikkatli olunması gerektiği söylenmektedir,” ifadelerini kullandı.
Erbaş, hantavirüsün belirtileri hakkında da bilgi verdi. “Virüs bulaşan kişilerde 25-30 gün sonra ateş, bulantı, kusma ve sırt ağrısı gibi semptomlar görülebilir. Özellikle öksürük, nefes darlığı ve akciğer ödemi gibi ciddi durumlar ortaya çıkabilir,” dedi. Ayrıca, hantavirüs enfeksiyonu geçiren kişilere, hastalığı atlatan bireylerin plazmasının verilmesi durumunda kurtulma ihtimalinin artabileceğini vurguladı.
“Hantavirüsün Andes varyantı, insandan insana bulaşma kapasitesine sahip. Bu virüsün bulaşma yolları oldukça yakın temasla gerçekleşiyor. Öksürük, aksırık gibi yollarla ve vücut salgılarıyla yayılabilir,” şeklinde konuştu.
Erbaş, bu virüsün özellikle yaşlı bireyler ve belirli sağlık sorunları olan kişiler üzerinde daha ölümcül etkiler yaratabileceğini belirtti. “70 yaş ve üzerindeki bireylerde ve diyabet, KOAH gibi ek hastalığı olanlarda hantavirüs enfeksiyonu daha tehlikeli olabiliyor. Ayrıca HLA-B8 gen grubuna sahip olanlar bu virüsten daha fazla etkileniyor,” diyerek dikkat çekti.
Prof. Dr. Oytun Erbaş, hantavirüsle ilgili gelişmeleri ve bilgilendirmeleri takip etmenin önemine vurgu yaparak, bu konuda daha fazla bilgi edinilmesi gerektiğini ifade etti.